22 Nisan 2010 Perşembe

Gelistirmek, ne mi? Herseyi....














Degisim: yavas yavas olusan, hemen göze batmayan, icten ice parcalanarak, tekrar daha güclü tek parca haline getirildigi zaman kendini genislemis hissetiren birsey.

Yerini doldurdugun seyin yerine, eskisinden daha büyük bir bosluk acildigini görmek garip bir ferahlik veriyor insana. Yerlestirmek istedigin cok malzeme var ve sigdirabilecek degil, doldurabilecek yerin olmasini hissetmek sanki sürekli yapmakta oldugun bir yap-boz gibi. Kocaman, hayatin sana verdigi kücük, kücük parcalari dogru zamanda, dogru yerine eklemekle mesgulüz hayat boyu.

Mevcut ve senin olan herseyi daima gelistirmek ve daha iyiye yönlendirmek bir vazife gibi, hersey olmasada, cogu sey insanin kendi elinde. Olmayanlar icin suclu aramak yerine, güc ve caba sarf edip, olmasini istedigin seyi olur haline getirdiginde hissetigin haz tarif edilemez bir mutluluk ve kivanc. Cünkü cabasiz hicbir sey mümkün degil, birseyler olsun diye bekledigin vakit, elindekilerle idare etmek zorundasin ve bunun icin kimseyi sorumlu tutamazsin. Hayatinin yönetmenligini ele gecirdigin vakit hikayeyi istedigin yöne cevirir, eski kabugundan siyrilarak kendini yenilemek mümkün, güzel ve heyecanli. Zaman ve caba gerektiren bir is onarmak, yenilemek, güncelestirmek. Eski, kenarlari cibanli bir odun parcasini yumusak ve kaygan bir hale getiren bir marangoz gibi.

26 Ağustos 2009 Çarşamba

cikolata oldum... :-)

Nihayet bende tatile cikabildim. Bir güzel yüzdüm, gezdim, yandim ve geldim.
Isyerindekiler kötü kötü baktilar, arkasindan ic cekerek baslari öne egik gittiler.
Ne yapim, elimde degilki, bu hafif bronzlasmada pek yakistiysa benim kabahatim ne? :-)
Sayili zaman, bagli oldugun insanlar, aile ortami derken gecti bitti.
Olsun bunada sükür güzeldi, Kusadasi yaptik son üc gün Foca, ne sirin yermis eski adiyla Phokia. Sanki Bosrum, Cesme gibi yerlerin miniyatürü. Farkli olan sadeligini, safligini yitirmemis, turist kaynamiyor, esnaf turistler tarifindan simartilmamis, kendi milletinede insan gibi davraniyor. Havuz basinda seni eglendirmek maksatiyla sürekli su oyun, bu oyun diye sürükleyen animasyonun eksikligi ve sürekli bu aksam nereye kizlar diye bagiran allah vergisi varliklarin olmayisi pek dinlendiriciydi. Aslinda bu beni biraz ürküttü. Niyemi? Ben bunlardan artik hoslanmiyor, hatta rahatsiz oluyor ve aile ortamini tercih ediyorsam bu ne demek? Evet, maalesef, dile getirmek hicde kolay degil, zaten anlayan anladi, neyse....

29 Haziran 2009 Pazartesi

Geldim...

Yeni sehir, yeni hayat, tasindim, derledim topladim. Ama halen daginik cok sey var. Aklim, basim, kalbim, bunlari derleyip toplamak bir ev düzmekten cok daha uzun ve zahmetli ama en az onun kadarda eglenceli, heyecanli. Vakit gecerken gelecek planlari yapiyoruz, geriye baktigimizda vakit ne cabuk gecmis diyoruz, vardigimiz noktaya baktigimizda ne kadar az veya cok yol aldigimizi görüyoruz.
Hayat, biz plan yaparken gerceklesendir! Yelkenleri actik yeni ufuklara, maceralara, hayatlara. Güzeldir paylasmak, güzeldir dinlemek, güzeldir anlatmak, dinleyen varsa. Bazen hic ummadigin insan dinler ve anlar, hic beklenmedik bir anda umut verir. Dost olur, cünkü oda dinlenildigi icin sevinir. Hosgeldim yeni hayatima.....

2 Mayıs 2008 Cuma

Bazen.....

kafan öyle dolu olurki, anlatacak, soracak, tartisacak, öyle cok konu olurki, agzindan tek kelime cikmaz. Son zamanlarda öyleydim ben....

Bazen önündeki yol öyle uzun geliyorki insana, dümdüz önüne bakarken, saga sola bakmayi unutuyorsun, halbuki en güzel hikayeler, hayatin ufak kalp carpintilarina sebep olan ve insan yasamina önemli katkilarda bulunan tesadüfler, o kücük, hergün yanindan gectigimiz ama birgün merakimizi yenip, cesaret ederek girdigimiz ara sokaklarda yasaniyor.

Hani cennete giden yol dar ve cakilli bir yol olup, ceheneme giden yol genis ve ferah bir yolmus derlerya, insanoglu yasarkende bircok benzer sinavdan gecmesi gerekiyor aslinda. Hersey yolunda giderken, degistirmek niye? Bu sorunun cevabini aramaktaydim bir süredir, ve buldum nihayet. Kendini gelistirmek ve ufkunu acmak isteyen herkes yeniliklere acik olmasi sart, hangi büyük, kücük devrimler masa basinda fazla caba sarf etmeden gerceklesmiski?

Ben uzun zamandir nicin rüya görmüyorum acaba diye düsünürken, su son günlerde öyle karisik ve degisik rüyalar gördümki. Anlamlarini arastirdigimda hicde sasirmadim, cünkü her gördügüm ne kadar degisik seyler olsada hepsi ayni yere cikiyordu.
Degisim, yenilik, güc ve caba. Hayatin bizi nereye sürükleyecegini hicbirimiz bilemeyiz, fakat bir kösede oturup beklemek ve baskalarinin hayatlarinin akisini izlerken keske demektense, kendi yolunda emin adimlarla ilerlemek daha iyi,
cünkü yan yana yürürken, degisimin farkina varamiyor insan, fakat arkanda biraktigin herseye geri dönüp bakma imkanin var....

7 Ocak 2008 Pazartesi

Tipki okey oyununda oldugu gibi basladik tekrar 365 ten sayi düsmeye... :-)
Hangi elin kimin kazandigi henüz belli degil ama ilk haftayi devirdik.
Hadi hayirlisi.
Zaten kim bu oyunu bilerek oynuyor, kimileri niye kazaniyor, veya kaybediyor, kim hesapli ve gözlemci davraniyo ve kim tesadüf yeniyor veya yeniliyor belli degil.
Sayi itibari ile 2008 güzel bir sayi düz, kendi ile bölünebilen ve engelli görünmeyen bir sayi. Sanki bu yil 2007 den daha düzgün bir yil olacak ve cok alanda yerini bulamamis, ve halen sallantida olan taslar yerine oturacak gibi bir his var icimde. Bu yalniz benim icin degil, cevrem icinde gecerli. Güzel haberlerin müjdeleri daha yeni sene gelmeden, sanki eski senenin veda armaganlari gibi birer birer gelmeye baslamisti zaten. Yani yeni yila mutlu, umutlu ve heyecanli bir giris yaptik hep beraber.
Her yilbasinda oldugu gibi planlar yapilir, insanlar kendilerine hedef belirlerler koca sene kendileri ile yaris icinde bu hedeflerini gerceklestirmeye calisirlar.
Ben birsey ögrendiysem simdiye kadar, oda istedigin kadar plan yap, hedef belirle, kader senin icin kendi plan ve projelerini uyguluyor ve sana fazla secenek birakmayip seni senin haberdar olmadigin ama uzun zaman önce senin icin belirlenmis bir yöne dogru götürüyor. Sen kendini bu akisa kaptirip gidersen cok güzel seyler olabiliyor. Zamanimizin insani herseyi kontrol altinda tutabilecegini ve kendi istekleri dogrultusunda hareket edebilecegine inanmakta israrlida olsa, gercek o degil. Kontrolü elinden birakirsa bir karanliga düsecegini zannetsede insan, o farkinda olmadan kontrol elinden kayip gidiyor ve insan düsmüyor, ucuyor ve kontrol sahibiyken olan korkunun yerini garip bir huzur aliyor, icindeki o boslugun doldugunu hissediyor insan.

Bu yüzden benim yeni sene icin hedefim isleri oluruna birakip hersey nasip, kismet diye fazla kafa yormamak... :-)) Zaten elden baska sey gelmedigine göre, plan yapip kendimizi kandirmamiza gerek yok öyle degilmi.... Herkes icin hayirli bir sene olsun insallah....

6 Aralık 2007 Perşembe

Önemli olan Niyet.....


Günesli bir günde Topkapi Sarayina giderken, yol üstü kir sacli, mavis gözlü, güler yüzlü bir dedenin bembeyaz, kirmizi gözlü tavsaninin, "cek bakim ablalara bir niyet" diye cektigi, ama cekmeden önce bize birer birer bakmayi ihmal etmeyen tavsancigin cektigi niyet:

" Herkese itimat etmek yüzünden basiniz dertten kurtulmuyor ama, islerinizde büyük bir feraha kavusmaniz cok yakin, askta yine cok sanslisiniz. Siz kalbi titreyerek bekleyen birini artik biraz düsünün. His hayatiniz cok hareketli ve heyecanlidir. "

Önemli olan netice degil, niyettir....öyle degilmi??

24 Kasım 2007 Cumartesi

ah istanbul



Tiklayin..


Ah Istanbul Istanbul olali hic görmedi böyle keder
Geberiyorum askimdan kalmadi bende gururdan eser.....