2 Mayıs 2008 Cuma

Bazen.....

kafan öyle dolu olurki, anlatacak, soracak, tartisacak, öyle cok konu olurki, agzindan tek kelime cikmaz. Son zamanlarda öyleydim ben....

Bazen önündeki yol öyle uzun geliyorki insana, dümdüz önüne bakarken, saga sola bakmayi unutuyorsun, halbuki en güzel hikayeler, hayatin ufak kalp carpintilarina sebep olan ve insan yasamina önemli katkilarda bulunan tesadüfler, o kücük, hergün yanindan gectigimiz ama birgün merakimizi yenip, cesaret ederek girdigimiz ara sokaklarda yasaniyor.

Hani cennete giden yol dar ve cakilli bir yol olup, ceheneme giden yol genis ve ferah bir yolmus derlerya, insanoglu yasarkende bircok benzer sinavdan gecmesi gerekiyor aslinda. Hersey yolunda giderken, degistirmek niye? Bu sorunun cevabini aramaktaydim bir süredir, ve buldum nihayet. Kendini gelistirmek ve ufkunu acmak isteyen herkes yeniliklere acik olmasi sart, hangi büyük, kücük devrimler masa basinda fazla caba sarf etmeden gerceklesmiski?

Ben uzun zamandir nicin rüya görmüyorum acaba diye düsünürken, su son günlerde öyle karisik ve degisik rüyalar gördümki. Anlamlarini arastirdigimda hicde sasirmadim, cünkü her gördügüm ne kadar degisik seyler olsada hepsi ayni yere cikiyordu.
Degisim, yenilik, güc ve caba. Hayatin bizi nereye sürükleyecegini hicbirimiz bilemeyiz, fakat bir kösede oturup beklemek ve baskalarinin hayatlarinin akisini izlerken keske demektense, kendi yolunda emin adimlarla ilerlemek daha iyi,
cünkü yan yana yürürken, degisimin farkina varamiyor insan, fakat arkanda biraktigin herseye geri dönüp bakma imkanin var....

Hiç yorum yok: